28 Kasım 2012 Çarşamba

EGE'DE BİTMEYEN SONBAHAR

Bedri Rahmi Eyüboğlu 

Sitem 

Önde zeytin ağaçları arkasında yar
Sene 1946
Mevsim
Sonbahar
Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
Dalları neyleyim.
Yar yollarına dökülmedik dilleri neyleyim.

Yar yar!..Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar
Değirmen misali döner başım
Sevda değil bu bir hışım
Gel gör beni darmadağın
Tel tel çözülüp kalmışım.
Yar yar
Canımın çekirdeğinde diken
Gözümün bebeğinde sitem var









15 Kasım 2012 Perşembe

İMZA:KIZIN *





 Kızlarından Babalarına Mektup Var! *
Çok özel kızlardan çok özel babalarına...
Babalar ve kızları arasındaki o çok özel, kızların tüm yaşamlarındaki en önemli düğümlerden biri olan ilişkiyi, kızları babalarına mektup yazarak anlattılar. Bir zamanlar babalarının küçük kızları olan üç kadın 'Hadi' dedi ve çeşitli yaşlardan, farklı kesimlerden, ayrı görüşlerden yüz küsur kadın kâğıdı kalemi eline alıp yaşamlarındaki ilk erkeğe, babalarına yazdıkları bir sayfa mektupla onların kendileri için ne kadar önemli olduğunu tüm yalınlığıyla ortaya koydular. Kimi 'Babam keşke hayatta olsaydı' diye iç geçirirken kimi 'Zamanında keşke yan yana dururken daha fazla anlatıp birbirimizi dinleyebilseydik' diyordu. Bu hayata hazırlanırken babası kimine güçlü bir dayanak olmuştu, kimisi içinse babası hatırlanması bile sonsuz acılar veren, en ufak tereddüt duymaksızın küçük kızını terk edip gitmiş bir adamdı. 


Bir bakıma hepsi için tek bir gerçek vardı: içlerindeki küçük kız çocuğu salıncakla gökyüzüne doğru yükselip saçları rüzgârla savrulurken arkasında durup onu sallayan adamın güçlü kollarının öne doğru her gidişte kendisini daha yükseğe çıkaracağından emin olmak, salıncaktan inerken bir yeri incinmesin diye elini tuttuğunda onun avucunun sıcaklığını hissetmek istiyorlardı.

Geliri 21.Yüzyıl Eğitim ve Kültür Vakfı (YEKÜV) kanalıyla, çocukların eğitimi için bağışlanacak olan bu kitap, belki de daha önce ortaya konmamış "nasıl bir kız babası" olunacağının bir kılavuzu niteliğinde. 
(Tanıtım Bülteninden)


Sevgili Esra Aylin AKALIN ( kakarakikiri.wordpress.com )  ,Selgin GB ( selgingb.com ), Banu Özkan Tozluyurt  ( banunundunyasi.com ) hadi diyen üç kadının adı.  "114 babaya " ; her  yaşta, ünlü ünsüz,bloglu blogsuz  kadının yazdığı muktupları kitaplaştıran üç güzel kadının adı ! Aylardır çok titiz çalışmalarının ürünü bu kitabı yayına hazırladılar.  Aylardır bizler tarafından merak ve özlemle beklendi. Bugünden itibaren  bu özlem mutlu sona ulaştı; bu kitap raflardan okuyucusuna göz kırpacak. Beni al ,beni oku diyecek...Yaşayan babalara sağlıklı ömürler dileyeceğiz, sonsuzlığa göç etmiş babalara özlemle  ve saygı ile anacağız...Hazırlayan dostların deyişi ile bol bol hüzünleneceğiz...

Sevgili arkadaşım Leylak Dalı'nın sayfasında duyuruyu okuduğum anda ben de babama yazdığım bir mektupla bu güzel kitapta yer aldım .İyi ki yazmışım ,iyi ki bu kitaplaşmış.  Emeği geçen arkadaşlara  çok çok teşekkür ediyorum. Okuyucusu çok olsun dileklerimi gönderiyorum.


 Ben de babama mektup yazsaydım diyen dostlar ;geç kalmadınız.Yazdığınız mektuplar www.imzakizin.com blogunda yayınlanacaktır. 

 Arzu Sarıyer

10 Kasım 2012 Cumartesi

BU GECE ANITKABİR






BU GECE ANITKABİR 
Korkunç bir gürültü vardı Anıtkabir'de 
Sözcükler avluyu doldurmuştu çatlak ağız 
Sesleri pis mi pis 
Kargaya benzeyen kel kafalı birer kuştular 

Ata'nın devrimleri bekçisidir yaşamın 
Kim yalancı 
Kim değil 
Araya araya bulmuştular 

Yazılan sözcükler yüzleştirilmişti gerçekle 
Uygulanmasız olanları 
Anıtkabir'deki defterden 
Kovulmuştular 


FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA 


28 Ekim 2012 Pazar

CENNET YOK OLMASIN

30 Eylül 2012 Pazar

NE ÇOK HAİN


Ne Çok Hain

“Ne Çok Enkaz”ın yazarı Ahmet Necdet’in anısına saygıyla.*

Sizinle galiba arkadaş filandık
Işıklı günlerinde gençliğimizin.
Hayalleriyle kanatlanırdık
Gelecek, güzel Türkiye’nin.
Fakat nasıl da değiştiniz birden
Arınıp bütün o düşlerden
Buzlu sularında bencilliğin.
Ne çok hain.
Hayır, belki de değişmediniz,
Aslınız belki de buydu sizin.
Sadece zamana ayak uydurdunuz
Ortak ateşinde ısınıp gençliğin.
Sonra neyseniz o oldunuz
Asıl kimliğinizi buldunuz
Uşağı oldunuz zalimin.
Ne çok hain.
Şimdi giydiğiniz her şey markalı
Tadını aldınız zenginliğin.
O fotoğraflar parkalı markalı
Uzak bir anısı oldu geçmişin.
Fakat yine de yeri geldikçe
El atıp eski albüme
Kullanıyorsunuz reklam için.
Ne çok hain.
Aynı arsız kibir suratlarınızda
Erkeğinizin dişinizin.
İçim bulanıyor karşıma çıktıkça
Ekranlarında TV’lerin.
Kiminiz yeni yetme faşist çığırtkan
Kiminiz kaşarlanmış sırtlan,
Sanırsın kardeşi vampirin.
Ne çok hain.
Yoksul aile çocuklarıydınız
Orta halli, belki zengin.
Soyluydu sizden anneniz babanız,
Sade yurttaşları Cumhuriyet’in.
Siz hangi piç köklerden türediniz,
Kimsiniz, neden böylesiniz
Nasıl boğuldunuz içinde ihanetin.
Ne çok hain.
Zaman geçer, devran döner
Yıkılır sarayı, zindanı zalimin
Efendi uşağını terk eder
Gereği kalmayınca hizmetin
Hele azıcık da diklendiniz mi
Yersiniz kaçınılmaz tekmeyi
Hadi, sıkıysa diklenin
Ne çok hain
Kimliksizler, omurgasızlar
Hedefisiniz şimdi lanetin.
Ne hizmetinde olduğunuz iktidar
Ne sahte parıltısı şöhretin
Kurtaramayacak sizi bu lanetten,
Halkın içinde yükselen nefretten,
Artık hiç değilse susmayı deneyin.
Ne çok hain.
22 Eylül 2012 - Cumhuriyet

12 Eylül 2012 Çarşamba

EYLÜLÜM



Eylül ne güzel bir aydır ;adı güzel kendi güzel ."Eylül"  seslenişi ne hoş gelir kulaklara .Edebiyatımızda İlkbaharda nisan ne ise sonbaharda eylül;  şiirdir, romandır,öyküdür .

Kavurucu yaz sıcaklarının sona erişini müjdeler bize; yakmayan bir güneş,serinleyen akşamlar. Ve ressamları kıskandıran sonbahar renklerden renkler beğendirir .Ve şarkıdır eylül .Bizim kuşak çok iyi bilir Ünlü şarkıcı Alpay'ın "Eylülde gel" şarkısını ,daha bir severdik eylülü...Okullar açılır ,arkadaşlar buluşur ,hasretler kavuşur...

Otuz iki yıldır çirkinlikler , acılar, umutsuzluklar bulaştı güzel eylüle. Hiçbir zaman unutlulamayacak acılı eylül "12 EYLÜL" !

ı2 eylül 1980; sıradan bir cuma sabahı , milat oluverdi yurdumun tarihinde ,12 eylül öncesi ve sonrası .Öncesi her gün onlarca ölüm, çatışma...sonrası birden bire sessizlik. İlk günler anlayamadık ; kimler için,niçin, nasıl?..Günbegün anladık 12 eylülün ne olduğunu .Özgürlükler birer birer yok olunca anladık. Sorgusuz sualsiz alıp götürmeler ,aramalar , taramalar ,kitap yakmalar vs vs . Bizim ünlü paşalarımızın ABD oğlanları olduğunu da anladık....başardıklarının ne olduğunu da...

Gencecik gençlerdik ,kadınlardık, çocuklardık.Yok etmeğe çalıştılar ama yok olmadık direndik , azaldık bekli.Kimimiz idam edildi daha on sekizine varmadan ,kimimiz kayıp ..Bilemiyoruz ne oldu ,bulamadık .Özünde omurgasızlık olan sürüngenlerimiz de varmış ,bilemedik...Onlar da dönek oldular ,liboş oldular aslını inkar ettiler.

Tüm olanların Atatürk adına yapıldı denmesi acıların acısıydı. ;olanlara karşı (bugün saygıyla andığımı) Nadir Nadi "Ben Atatürkçü değilim" dedi, çok haklıydı. Bugün yok etmek için neler yapılmıyor ki...

24 ocak1980 kararları alındığı günlerde bir dostum demişti ki" üçüncü dünya ülkeleri arasına mı sürükleniyoruz ". Ne kadar haklımış , yıl yıl anladık. Ekonomiye İMF ye teslim ettik .İlk ve tek bayan başbakanımız güle oynaya son devletçi ekonomiyi yıktığı için sevinçden dört köşe olmuştu .Nerede şimdi iyiye giden ekonomi , özelleştirmeler..Krizden krize sürükleniyoruz;hep teyet geçriliyoruz nasılsa.Gündem başka acılara gark olunca unutuyor nasıl olsa...

90 larda Atatürk Cumhuriyeti tehlikede dedik, yeşil kuşak geliyor dedik, paranoyak dediler.11 eylülü yaratıp, ılımlı islamı dayattılar. PKK terorünü Kürt açılımı dediler..Açılımlardan geçilmez olduk son yıllarda. Ve BOP geldi başımıza. Arap baharı  maharı derken komşularımzla kötü olduk.Yedi bilinmeyenli denklem gibi bir savaşın içindeyiz ama algılayamıyoruz..Gözler kör,kulaklar sağır ,diller konuşamaz!...Ne mi yapıyoruz bol bol ağlıyoruz, lanetler okuyoruz ;şehitler yolcu ediyoruz son yolculuklarına... Bindirildik bir alamete gidiyoruz kıyamete!...

Arzu Sarıyer

9 Eylül 2012 Pazar

9 EYLÜL


Söz Yetmez
Sen “9 Eylül” dersin iki kelime
Ben değişen yazgı anlarım Özgürlük anlarım, 
bağımsızlık Sen “İzmir” dersin iki hece
Ben sevinçten ağlarım
Tarihin başı mı dönmüş
 Şimşek hızıyla geldiklerinde
 Şaşırmış mı toprak
Ayakları yere değmeyen atlar geçerken
 Önce deniz mi görmüş
 Kavruk yüzlü neferleri?
 Bugün 9 Eylül 
Tam sırasıdır canlandırmanın hatıraları
 Sen “9 Eylül” dersin iki kelime
 Ben onurlu bir halk anlarım 
 Rüzgarın çevirdiği sayfa anlarım
 Sen “İzmir” dersin iki hece
 Ben saygıyla ayağa kalkarım
 Haluk IŞIK 9 Eylül 2008; İzmir