28 Ekim 2012 Pazar

CENNET YOK OLMASIN

30 Eylül 2012 Pazar

NE ÇOK HAİN


Ne Çok Hain

“Ne Çok Enkaz”ın yazarı Ahmet Necdet’in anısına saygıyla.*

Sizinle galiba arkadaş filandık
Işıklı günlerinde gençliğimizin.
Hayalleriyle kanatlanırdık
Gelecek, güzel Türkiyenin.
Fakat nasıl da değiştiniz birden
Arınıp bütün o düşlerden
Buzlu sularında bencilliğin.
Ne çok hain.
Hayır, belki de değişmediniz,
Aslınız belki de buydu sizin.
Sadece zamana ayak uydurdunuz
Ortak ateşinde ısınıp gençliğin.
Sonra neyseniz o oldunuz
Asıl kimliğinizi buldunuz
Uşağı oldunuz zalimin.
Ne çok hain.
Şimdi giydiğiniz her şey markalı
Tadını aldınız zenginliğin.
O fotoğraflar parkalı markalı
Uzak bir anısı oldu geçmişin.
Fakat yine de yeri geldikçe
El atıp eski albüme
Kullanıyorsunuz reklam için.
Ne çok hain.
Aynı arsız kibir suratlarınızda
Erkeğinizin dişinizin.
İçim bulanıyor karşıma çıktıkça
Ekranlarında TVlerin.
Kiminiz yeni yetme faşist çığırtkan
Kiminiz kaşarlanmış sırtlan,
Sanırsın kardeşi vampirin.
Ne çok hain.
Yoksul aile çocuklarıydınız
Orta halli, belki zengin.
Soyluydu sizden anneniz babanız,
Sade yurttaşları Cumhuriyetin.
Siz hangi piç köklerden türediniz,
Kimsiniz, neden böylesiniz
Nasıl boğuldunuz içinde ihanetin.
Ne çok hain.
Zaman geçer, devran döner
Yıkılır sarayı, zindanı zalimin
Efendi uşağını terk eder
Gereği kalmayınca hizmetin
Hele azıcık da diklendiniz mi
Yersiniz kaçınılmaz tekmeyi
Hadi, sıkıysa diklenin
Ne çok hain
Kimliksizler, omurgasızlar
Hedefisiniz şimdi lanetin.
Ne hizmetinde olduğunuz iktidar
Ne sahte parıltısı şöhretin
Kurtaramayacak sizi bu lanetten,
Halkın içinde yükselen nefretten,
Artık hiç değilse susmayı deneyin.
Ne çok hain.
22 Eylül 2012 - Cumhuriyet

12 Eylül 2012 Çarşamba

EYLÜLÜM



Eylül ne güzel bir aydır ;adı güzel kendi güzel ."Eylül"  seslenişi ne hoş gelir kulaklara .Edebiyatımızda İlkbaharda nisan ne ise sonbaharda eylül;  şiirdir, romandır,öyküdür .

Kavurucu yaz sıcaklarının sona erişini müjdeler bize; yakmayan bir güneş,serinleyen akşamlar. Ve ressamları kıskandıran sonbahar renklerden renkler beğendirir .Ve şarkıdır eylül .Bizim kuşak çok iyi bilir Ünlü şarkıcı Alpay'ın "Eylülde gel" şarkısını ,daha bir severdik eylülü...Okullar açılır ,arkadaşlar buluşur ,hasretler kavuşur...

Otuz iki yıldır çirkinlikler , acılar, umutsuzluklar bulaştı güzel eylüle. Hiçbir zaman unutlulamayacak acılı eylül "12 EYLÜL" !

ı2 eylül 1980; sıradan bir cuma sabahı , milat oluverdi yurdumun tarihinde ,12 eylül öncesi ve sonrası .Öncesi her gün onlarca ölüm, çatışma...sonrası birden bire sessizlik. İlk günler anlayamadık ; kimler için,niçin, nasıl?..Günbegün anladık 12 eylülün ne olduğunu .Özgürlükler birer birer yok olunca anladık. Sorgusuz sualsiz alıp götürmeler ,aramalar , taramalar ,kitap yakmalar vs vs . Bizim ünlü paşalarımızın ABD oğlanları olduğunu da anladık....başardıklarının ne olduğunu da...

Gencecik gençlerdik ,kadınlardık, çocuklardık.Yok etmeğe çalıştılar ama yok olmadık direndik , azaldık bekli.Kimimiz idam edildi daha on sekizine varmadan ,kimimiz kayıp ..Bilemiyoruz ne oldu ,bulamadık .Özünde omurgasızlık olan sürüngenlerimiz de varmış ,bilemedik...Onlar da dönek oldular ,liboş oldular aslını inkar ettiler.

Tüm olanların Atatürk adına yapıldı denmesi acıların acısıydı. ;olanlara karşı (bugün saygıyla andığımı) Nadir Nadi "Ben Atatürkçü değilim" dedi, çok haklıydı. Bugün yok etmek için neler yapılmıyor ki...

24 ocak1980 kararları alındığı günlerde bir dostum demişti ki" üçüncü dünya ülkeleri arasına mı sürükleniyoruz ". Ne kadar haklımış , yıl yıl anladık. Ekonomiye İMF ye teslim ettik .İlk ve tek bayan başbakanımız güle oynaya son devletçi ekonomiyi yıktığı için sevinçden dört köşe olmuştu .Nerede şimdi iyiye giden ekonomi , özelleştirmeler..Krizden krize sürükleniyoruz;hep teyet geçriliyoruz nasılsa.Gündem başka acılara gark olunca unutuyor nasıl olsa...

90 larda Atatürk Cumhuriyeti tehlikede dedik, yeşil kuşak geliyor dedik, paranoyak dediler.11 eylülü yaratıp, ılımlı islamı dayattılar. PKK terorünü Kürt açılımı dediler..Açılımlardan geçilmez olduk son yıllarda. Ve BOP geldi başımıza. Arap baharı  maharı derken komşularımzla kötü olduk.Yedi bilinmeyenli denklem gibi bir savaşın içindeyiz ama algılayamıyoruz..Gözler kör,kulaklar sağır ,diller konuşamaz!...Ne mi yapıyoruz bol bol ağlıyoruz, lanetler okuyoruz ;şehitler yolcu ediyoruz son yolculuklarına... Bindirildik bir alamete gidiyoruz kıyamete!...

Arzu Sarıyer

9 Eylül 2012 Pazar

9 EYLÜL


Söz Yetmez
Sen “9 Eylül” dersin iki kelime
Ben değişen yazgı anlarım Özgürlük anlarım, 
bağımsızlık Sen “İzmir” dersin iki hece
Ben sevinçten ağlarım
Tarihin başı mı dönmüş
 Şimşek hızıyla geldiklerinde
 Şaşırmış mı toprak
Ayakları yere değmeyen atlar geçerken
 Önce deniz mi görmüş
 Kavruk yüzlü neferleri?
 Bugün 9 Eylül 
Tam sırasıdır canlandırmanın hatıraları
 Sen “9 Eylül” dersin iki kelime
 Ben onurlu bir halk anlarım 
 Rüzgarın çevirdiği sayfa anlarım
 Sen “İzmir” dersin iki hece
 Ben saygıyla ayağa kalkarım
 Haluk IŞIK 9 Eylül 2008; İzmir

19 Ağustos 2012 Pazar

SELAM OLSUN !.. *



Bahçelerde hala güller açar mı?
Selam olsun sonsuz güneşe, aya,
Işıklar, gölgeler suda oynar mı?
Hepsi güzeldi.Kar, tipi, fırtına,
Günlerin geçişi, ardı ardına.
Hasretsiz bir kanat şakırtısına,
Mavi gökte kuşlar yine uçar mı?
Uzak, çok uzağız şimdi ışıktan,
Çocuk sesinden, gül ve sarmaşıktan.
Dönmeyen gemiler olduk açıktan,
Adınızı soran, arayan var mı?

 AHMET HAMDİ TANPINAR  


Selam olsun,nice mutlu bayramlara...

6 Temmuz 2012 Cuma

Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?



Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

Victor Hugo

2 Temmuz 2012 Pazartesi

TÜRKÜLERİN ÇIĞRILDIĞI SİVAS'TAN İNSANLARIN YAKILDIĞI SİVAS'A *




Hazin bir türkü müydü yaşam?...Yoksa yaşam olmaktan çıkmış, umutsuzlukta, yangında,ölümde mi demir atmıştı?...
Karabasanların boyunduruğunda yaşamak yakışr mıydı insana?...

Böyle bir yangın nasıl yaralamaz insanı?

Yakanları ve yaktıranları ,yangıncıları yaralamaz yalnızca.

Yakmayanın vurdumduymazlığı alçaklık değil midir?
........
Türküler yakılmış dedi bir gazeteci.Türküler Sıvas'taydı...
Türküleri çağıranların diyarı Sivas ,insanları yakanların diyarına dönüşmüştü.

Ne acı!...
Sivas unutulmuş acı mı?Sivas unutulmalı mı? Acıları unuttuk deyince bitirmiş mi oluyoruz? Yoksa yeni acılara çağrı mı unutmak?Unutulmuş acı olamaz Sivas! İnsanlığın üzerine örtülmüş utanç şalı! ne denli büyük olursa olsun örtülebilir mi türkülerin üstünü? Örtülebilmiş mi şimdiye dek?

Kanlı,dikenli,süngülü,kesici,delici,zehirleyici,boğucu,yakıcı olsun istediği kadar.Türkü direnir ve basar çığlığını olmadık yerde. Cellatlar, kara kalabalıkları irkiltir. Dirilmiş derler ; öldürmemiş miydik? öldürmüşerdi ama..

"Pir Sultan ölür dirilir" dememiş miydik biz de?

"Her dem yeniden doğarız / Bizden kim usanası" dememiş miydi Yunus?

Marşlarımızı unutttuk mu?

" bir ölür bin geliriz / Bizi vurmak kurtuluş mu? " demez miydik?

Halk değil miydik?

"Yeniden doğmaz mıydık ölümlerde?"

Yine de yanıyor yüreğimiz.Avutmuyor bizi türküler bile.

Sivas deyince hep Pir Sultan gelsydi akla keşke.

Ama 2 Temmuz yaşandı  Sivas'ta , tarih oldu.

Pir Sultan!dan sonra  Kongresi ile değil de 2 Temmuzu ile anılacak.

Kara leke ,kötü leke Sivas'a ..Kim silecek bu lekeyi?

Sevgiyi ,umudu ,dostluğu, kardeşliği yüklenen bir şenliği beklemenin çoşkusunun yerine yaşananları  hangi yazar anlatabilir,hangi sinemacı filme alabilir bu duyguları ?Hangi ressam resmini yapabilir,hangi fotoğrafçı fotoğrafını çekebilir ?Kim şiirini yazabilir, türküleştirebilir ?

Bu vahşet nasıl anlatılır?..

Trajik toprak mı Sivas?

Yangınlar ili mi?

Çanlar hep mi çalacak Sivas'ta?

Osmanlı birini darağacına göndereceği zaman zil çaldırtırmış. Sivas ellerinde ziller çokca çalınmış ;sazlar da. Saz sesleri, türküler unutturmuş zaman zaman Sivas'taki zulmü. Aydınlığın çoğaldığı zamanlar da olmuş. Şenlikler ,bayramlar, mitingler...Tıpkı 2 Temmuz'un bir gün öncesi gibi,hatta sabahı gibi 2 Temmuz'un...

* Öner YAĞCI   " Sivas'ı Unutmak" kitabından