19 Ağustos 2012 Pazar

SELAM OLSUN !.. *



Bahçelerde hala güller açar mı?
Selam olsun sonsuz güneşe, aya,
Işıklar, gölgeler suda oynar mı?
Hepsi güzeldi.Kar, tipi, fırtına,
Günlerin geçişi, ardı ardına.
Hasretsiz bir kanat şakırtısına,
Mavi gökte kuşlar yine uçar mı?
Uzak, çok uzağız şimdi ışıktan,
Çocuk sesinden, gül ve sarmaşıktan.
Dönmeyen gemiler olduk açıktan,
Adınızı soran, arayan var mı?

 AHMET HAMDİ TANPINAR  


Selam olsun,nice mutlu bayramlara...

6 Temmuz 2012 Cuma

Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?



Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

Victor Hugo

2 Temmuz 2012 Pazartesi

TÜRKÜLERİN ÇIĞRILDIĞI SİVAS'TAN İNSANLARIN YAKILDIĞI SİVAS'A *




Hazin bir türkü müydü yaşam?...Yoksa yaşam olmaktan çıkmış, umutsuzlukta, yangında,ölümde mi demir atmıştı?...
Karabasanların boyunduruğunda yaşamak yakışr mıydı insana?...

Böyle bir yangın nasıl yaralamaz insanı?

Yakanları ve yaktıranları ,yangıncıları yaralamaz yalnızca.

Yakmayanın vurdumduymazlığı alçaklık değil midir?
........
Türküler yakılmış dedi bir gazeteci.Türküler Sıvas'taydı...
Türküleri çağıranların diyarı Sivas ,insanları yakanların diyarına dönüşmüştü.

Ne acı!...
Sivas unutulmuş acı mı?Sivas unutulmalı mı? Acıları unuttuk deyince bitirmiş mi oluyoruz? Yoksa yeni acılara çağrı mı unutmak?Unutulmuş acı olamaz Sivas! İnsanlığın üzerine örtülmüş utanç şalı! ne denli büyük olursa olsun örtülebilir mi türkülerin üstünü? Örtülebilmiş mi şimdiye dek?

Kanlı,dikenli,süngülü,kesici,delici,zehirleyici,boğucu,yakıcı olsun istediği kadar.Türkü direnir ve basar çığlığını olmadık yerde. Cellatlar, kara kalabalıkları irkiltir. Dirilmiş derler ; öldürmemiş miydik? öldürmüşerdi ama..

"Pir Sultan ölür dirilir" dememiş miydik biz de?

"Her dem yeniden doğarız / Bizden kim usanası" dememiş miydi Yunus?

Marşlarımızı unutttuk mu?

" bir ölür bin geliriz / Bizi vurmak kurtuluş mu? " demez miydik?

Halk değil miydik?

"Yeniden doğmaz mıydık ölümlerde?"

Yine de yanıyor yüreğimiz.Avutmuyor bizi türküler bile.

Sivas deyince hep Pir Sultan gelsydi akla keşke.

Ama 2 Temmuz yaşandı  Sivas'ta , tarih oldu.

Pir Sultan!dan sonra  Kongresi ile değil de 2 Temmuzu ile anılacak.

Kara leke ,kötü leke Sivas'a ..Kim silecek bu lekeyi?

Sevgiyi ,umudu ,dostluğu, kardeşliği yüklenen bir şenliği beklemenin çoşkusunun yerine yaşananları  hangi yazar anlatabilir,hangi sinemacı filme alabilir bu duyguları ?Hangi ressam resmini yapabilir,hangi fotoğrafçı fotoğrafını çekebilir ?Kim şiirini yazabilir, türküleştirebilir ?

Bu vahşet nasıl anlatılır?..

Trajik toprak mı Sivas?

Yangınlar ili mi?

Çanlar hep mi çalacak Sivas'ta?

Osmanlı birini darağacına göndereceği zaman zil çaldırtırmış. Sivas ellerinde ziller çokca çalınmış ;sazlar da. Saz sesleri, türküler unutturmuş zaman zaman Sivas'taki zulmü. Aydınlığın çoğaldığı zamanlar da olmuş. Şenlikler ,bayramlar, mitingler...Tıpkı 2 Temmuz'un bir gün öncesi gibi,hatta sabahı gibi 2 Temmuz'un...

* Öner YAĞCI   " Sivas'ı Unutmak" kitabından






24 Mayıs 2012 Perşembe

YÜRÜMEK,ŞİİR



YÜRÜMEK

Yürümek; 

yürümeyenleri 

arkanda boş sokaklar gibi bırakarak, 

havaları boydan boya yarıp ikiye 

bir mavzer gözü gibi 

karanlığın gözüne bakarak 

yürümek!..

Yürümek; 

dost omuz başlarını 

omuzlarının yanında duyup, 

kelleni orta yere 

yüreğini yumruklarının içine koyup 

yürümek!..

Yürümek; 

yolunda pusuya yattıklarını, 

arkadan çelme attıklarını 

bilerek 

yürümek...

Yürümek; 

yürekten 

gülerekten 

yürümek...


NAZIM HİKMET











19 Mayıs 2012 Cumartesi

BEN BANDIRMA VAPURU



Bugün 19 Mayıs Atatürk'ü anma Gençlik ve Spor Bayramı. Türkiye cumhuriyetini "Gençliğe" emanet eden Yüce Atatürk bu bayramı  Türk gençliiğine milli şuur ve vatan sevgisi kazandırmak için armağan etmiştir.

19 Mayıs 2012 yasaklı bayram  ;çelenk töreni yok, sahalarda tören yok, Anıtkabir'de tören yok..Türk milleti ve gençliği bir sınavdan daha geçiyor.Atatürk'üne, bayramına kim nereden engellerse engellesin  sahip çıkmak zamanı...Şimdi Dağbaşını  duman almış (Gençlik)marşını,Gençliğe Hitabe'yi daha çoşkulu okumak zamanı.Hangimizin aklından çıkmıştır "Ben Bandırma Vapuru "şiiri :

Esme rüzgar esme halim perişan
Mustafa Kemal'im güvertede
Ben Karadeniz'de dalgalarla boğuşan
Küçük köhne bir tekne
Baştan ayağa dek iman dolu
Bu hasretlik daha ne kadar uzar
Uçmak isterim Samsun'a doğru
Bakışlarım kararır gözlerim dolar,
Ben «Bandırma Vapuru»
Karadeniz'de küçük köhne bir tekne
Yağma yağmur esme rüzgar
Yolumu bekler Anadolu
Gümüş dere durmaz akar.
Mustafa Kemal'im güvertede
Dayamış alnım ufka bakar.
Ben «Bandırma Vapuru»
Var git başımdan Karadeniz
Bu gece efkarım var
N'oldu ey gönül n'oldu
Gümüş dere durmaz ağlar
Kan ağlar altmış üç ilimiz
Kan ağlar Anadolu
Ben «Bandırma Vapuru»
Mustafa Kemal'im güvertede
Kaputuna bürünmüş
Bakışlarında kararlılık saçlarında rüzgar
Yıldızlar geçiyor alnından
Uzak zaferlerin şavkı vurmuş yüzüne.
Ben «Bandırma Vapuru»
Duyarım sesler gelir Anadolu'dan
Samsun'a doğru
Bir şey var gecenin içinde
Rüzgarlarla karanlıklarla dağılan
Bir şey var gecenin içinde
Mustafa Kemal'in sevinciyle ağaran.
Mesut TARCAN





Herşeye rağmen ama herşeye rağmen Bayramımız kutlu olsun.!

13 Mayıs 2012 Pazar

ANNELER GÜNÜ


 Her ne kadar anneler bir günde hatırlanmaz,her gün anneler günü dense de bu gün nedeniyle birşeyler yazmak paylaşmak istiyoruz. Hemen her gün aklımıza gelmeyenler "anneler günü "nünde aklımıza gelebiliyor.Anılar canlanıyor, eskiler harmanlanıyor...

Dün geceden itibaren izlediğim blog dostlarımın yazılarını hüzünle okudum. Sonsuzluğa göç etmiş sevgili anneleriyle ilgili çok güzel anılar paylaşmışlar. Severek okudum,saygı ile andım...

Benim annem yaşıyor ;bunu söylerken hüzünlü bir mutluluk duyuyorum.Hüzünleniyorum pek çok arkadaşın annesi yaşamıyor. Küçük kızımla yaşadığım anları düşününce daha da hüzünleniyorum....Kızım arkadaş canlısıdır, arkadaşlarının her durumu derinden etkiler.  Bir yaz tatlinde bir telefon görüşmesinde  Bir arkadaşı ağlaya ağlaya annesini kaybettiğini anlattı.Durur mu hemen koşa koşa arkadaşının evinde aldı soluğu canım kızım.Ben tanışmıyordum onlar okul arkadaşı idiler.Bir iki gün kızım arkadaşının yanında kaldı,acı taze ne dense boş...Gözleri ağlamaktan kan kırmızı olan kızım eve dönüdü.özlemişim iki gün geçmiş .Her gidiş gelişlerde sarılıp öptüğüm gibi yine sarılıp öpmek istedim.İki eli ile omuzlarımdan tuttu ve uzaklaştırdı beni, öpemedim.Dondum kaldım ne diyeceğimi bilemezken ,benden önce davrandı Dedi ki "arkadaşımın öpecek annesi şuanda yok ,sen de beni öpemezsin" İçim sızladı,çok üzüldüm o an ne söyleyeceğimi bilemeden öylece bakakaldım.Uzun bir süre arkadaşının hüznünü yaşadı,ben de sabırla izledim.Sonraki yıllarda dört can dost oldukları arkadaşları sık sık tatillerde buluştular.Bu buluşmalara  arada bizler ,anneler de katıldı.Bizlerin katıldığı buluşmalara tüm ısrarlarımıza rağmen annesi ölen kızımız katılmadı. Annenin yerini kim tutar ki ;hiçkimse ,Özlem haklıydı o yaşlarda.Belki biz istemeden acısını tazeledik,aklıma geldikçe hüzünlenirim yeniden yeniden...

Benim annem yaşıyor demiştim; yaşıyor ama nasıl yaşamak son iki yıldır geçmişte yaşamak.Bugünü ,yarını ,dünü olmadan yaşamak...Birkaç aya öncesine kadar biz çocuklarını unutmayan annem artık bizi de unutmaya başladı .Sık sık kardeşlerinden biri sanıyor,öyle sesleniyor.Gençliğine dönüyor sık sık ;okul şarkılarını,sevdiği şarkıları ve türküleri söylüyor.Annemin sesi çok güzeldi ;evde, arkadaş toplantılarında  söylerdi sevdiği şarkı ve türküleri.Nezahat Bayram ,Muzaffer Akgün .Hamiyet Yüces ve Müzeyyen Senar hayranı idi. "Karadır kaşların ferman yazdırır "türküsünü söylerken bir bölümde "ormanların gümbürtüsü" sesini çıkarırken sanırdık karşımızda orman var, gümbürdüyor...

Gençlğinde Anneler gününü pek önemsemezdi benim annem, her gün  anneler günün olmalı derdi. Çocukluğumuzda bu yüzden pek hediye alamazdık Fotoğraftaki inci küpe gibi küpe  hediye etmek isterdim.Çok severdim o fotoğraftaki incileri. Ama  annem küpeyi hiç sevmezdi, hiç görmedim kulağında .Sanırım ben inciyi ve küpeyi bu yüzden seviyorum , içimde kalan çocukluk uktesi ...


Belli bir yaştan sonra mahallenin de büyüğü ve annesi olduğunda, ziyaretçileri anneler gününde de artınca benimser oldu son yıllarda bu günü.Bir demet sevdiği çicek onu çok mutlu ediyor.


Her kadın annedir sözünden yola çıkarak ;sonsuzluğa göç etmiş anneleri saygı ile anıyorum ,kadın dostlarımın anneler gününü kutlarken,erkek dostlarımın da annelerinin ve sayın eşlerinin anneler gününü kutluyorum.. En saf ,en vazgeçilmez sevgi anne sevgisidir Sağlık ve esenlikler dilerim...

Arzu Sarıyer

*Hürriyet Gazetesi’nin logosunu çizen Tahsin Öztin’in çizdiği kulağı inci küpeli, boynunda zarif inci kolyesi olan, sade ve çağdaş anne logosu Türkiye’da Anneler Günü’nün simgesi 

6 Mayıs 2012 Pazar

ÜÇ FİDAN


           6 mayıs gecenin karanlığı,aydınlığa çekiliyor.Halkın “Hıdırellez” günüdür.Toprağa tohum atılır Hıdırellez’de…Halk inancında toprağın bereket vakti diye bilindiği bir gündür…Bugün O üç cesur devrimci yüreği anıyorsak,unutmuyorsak; O’nların attığı tohumlar yeşeriyor ,dal budak salıyor demektir…