6 Mayıs 2010 Perşembe

6 MAYIS

                                  "Erdemleri rehberimiz;
                                  Anıları yolumuza ışık olsun "
                                   Nihat Behram

                                        DENİZ,HÜSEYİN ,YUSUF
      Çok çok küçüktüm.etrafımda olup bitenleri yeni yeni anlamaya çalışyordum. Bir sonbahar sabah annem,annenem ve dedem ağlıyorlardı.Nedenini soramayacak yaştayım .Aklımda kalanlar onların konuşmalarında geçen sözler:Menderes,Zorlu,Polatkan asıldılar…Belki yıllar sonra asılmanın ne olduğunu öğrendim.Boyuna geçirilen iple boğulup öldürme,ceza,ölüm cezası ,idam.
      Yıllar sonra bir kez daha annemi sabah erken saatlerde ağlarken buldum. Bu bir ilkbahar sabahı idi Bu kez büyümüştüm soru sorabilecek kadar ,neden niçin?... Sabah erken kalkan annem bu kez Deniz,Yusuf,Hüseyin diyordu”.Üç gencecik fidan” diyordu annem,”Onlar adam öldürmediler ki…”Anlamıştım artık çocuk değildim,ilk gençlik yıllarımı sürüyordum.Eve giren gazetelerden Dev-Genç nedir, neler yapmıştır okumuştum.Bugünkü bilincim olmasa da “Tam bağımsızlık, emperyalizm, 6.filo,Gemerek, Mahir, Kızıldere”kavramlarını öğrenmeye çalışıyordum.Bir de günlerce mecliste tartışmalar,İsmet İnönü’nün idam cezasını iptali için cabaları anımsayabildiklerim arasındadır.Yıllar sonra annemin göz yaşı döktüğü iki ayrı idam olayının üçe üç olduğunu anlayacağım.Üçe üç…Bu nasıl misilemedir…Üç karşı devrimciye , üç devrimci mi?...


      O’nlar 68 kuşağı idi on yıl sonra 78 kuşağı olarak adlandırılan bizim kuşak geldi.Bizim kuşak Deniz, Yusuf, Hüseyin, Mahirleri rehber edindi.Teorileri,eylemleri öğretimizdi.Hemen her eylemimizde “Deniz,Mahir,Hüseyin,Yusuf Ulaş!..sonuna kadar savaş!..”sloganımızdı.Savaşan kuşağın gençleriydik biz ..Neden niçin savaş???Onların sözleriyle yanıtlayayım”Biz şahsi hiçbir çıkar gözetmeden ,halkımızın bağımsızlığı ve mutluluğu için savaştık” Bedeli ..Her savaşın bir bedeli vardır,onlar bu bedeli canlarıyla ödediler.Uğur Mumcu’nun dediği gibi:
“Bir gece sabaha karşı,

Pranga vurulmuş ellerimiz

ve ayaklarımızla çıkarıldık

idam sehpalarına.

Herkes tanıktır ki korkmadık.

İçimiz titremedi hiç.

Mezar toprağı gibi taptaze,

mezar taşı gibi dimdik

boynumuzu uzattık

yağlı kementlere

Asıldık ey halkım, unutma bizi”

      Deniz Gezmiş,Yusuf Aslan,Hüseyin İnan ;Üç yürek,üç fidan.O'nları iki güzel kitap o kadar güzel anlatıyor ki; .Erdal Öz”Gülünün Solduğu Akşam”,Nihat Behram “Darağacında Üç Fidan” Yaşantıları, anıları, eylemleri ve yargılanma süreçleri. Darağacındaki anları,dik duruşları…yankıları,savunmaları ve belgeleri.

      Nihat Behram “Darağacında Üç Fidan” kitabının “Yan yana yaşamış yan yana ölmüşlerdi,ama yan yana gömülmeleri engellendi”bölümünde üç cesur yürekli fidanın üç cesur yürekli babalarını anlatıyor.Çok etkilendiğim bir bölüm. Kısaca şöyle özetliyeyim:Cemil Gezmiş,Beşir Aslan,Hıdır İnan.6 mayıs 1972 sabaha karşı darağacndaki üç fidanın cenazeleri Ankara Karşıyaka Mezarlığın'da babalara gösterilir(polislerin gözetiminde).Hıdır İnan sırayla üçünün de yüzünü açar ve birer birer alınlarından öper.Yıllar sonra oğlunu ancak bu şekilde bu kadar yakından ve içten öpebilmiştir.Yaşayan insan kokuları,daha gövdelerinden uzaklaşmamıştır.”Vatan ve bağımsız Türkiye sağ olsun”der ve örtülerini bir daha açılmamak üzere yüzlerine örter.

      6 mayıs gecenin karanlığı,aydınlığa çekiliyor.Halkın “Hıdırellez” günüdür.Toprağa tohum atılır Hıdırellez’de…Halk inancında toprağın bereket vakti diye bilindiği bir gündür…Bugün O üç cesur devrimci yüreği anıyorsak,unutmuyorsak; O’nların attığı tohumlar yeşeriyor ,dal budak salıyor demektir…

Arzu Sarıyer

10 yorum:

Mehmet Bilgehan Merki dedi ki...

İnanın çok güzel. Sabahın bu saatinde beni yıllar öncesine götürdünüz. aynı duygularla anıyorum o sevgilileri. Sevgiyle kalın.

Dalgaları Aşmak dedi ki...

"Asıldık ey halkım unutma bizi..."

Selam olsun...

bilge dedi ki...

3 kişiye 3 misilleme o kadar suçsuzdularki onların kalemini kıranları naletliyorum güneş balçıkla sıvanamaz sevgiler..

hasretsenfonileri, dedi ki...

HATIRLAMAK EN BÜYÜK İNSANLIKTIR SAYGI DUYULMASI GEREKENLERE..
HATIRLATMAK İSE, BU İNSANLIK AYIBINI, İNSANLIKTAN NASİBİNİ ALAMAMIŞ OLANLARIN SURATINA ŞAMAR GİBİ İNDİRMEKTİR.

TEŞEKKÜRLER HOCAM.. HİÇ UNUTULMAYANI UNUTANLARA HATIRLATTIĞIN İÇİN.

aysema dedi ki...

Sevgiyle anıyorum...

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

80de 15 yaşlarındaydım ama sabah işe gitmek için servis bekliyordum. Adamın biri servis falan gelmez ihtilal oldu git evine dedi ortalıkta jipler vardı ama anlamamıştım, savaş çıktı sanmıştım o zaman. Meğer o yıllarda neler oluyormuş, güzel ülkemize ne utançlar ekleniyormuş.

Guven dedi ki...

Bu ülkede insan olmak, insanca kalabilmek; ne zor iş! Duyarlı beyinlerin, asil bedenlerin işi zordur bu diyarlarda. Ölüm, her an kaderinden önce öldürmek ister onları...

Anjelika dedi ki...

Onları her hatırladığımda içim yanıyor. TV'lerdeki onlarla ilgili programları izlerken gözyaşlarımı tutamıyorum bir türlü. İdam sırasındaki ayrıntıları okudukça duygularım paramparça oluyor. Şimdi de senin bu güzel yazını okurken yine kendi kendine akıverdi gözyaşlarım. İçimde müthiş bir isyan duygusu yükseliyor. Of, daha neler hissediyorum, anlatmakla bitecek gibi değil. İçim acıyor, içim acıyor, öfke doluyorum, çaresizlik kadar beter ne var? Yüreğine sağlık sevgili öğretmenim. Üç fidanın ruhları şâd olsun...

alizafersapci dedi ki...

Selamlar, teşekkürler güzel paylaşımlar, samimi sözler için!

Cloud (Ç.Ö.) dedi ki...

Daha iki gün önce "Gülünün Solduğu Akşam"ı okudum. Erdal Öz, her şeyi aslına sadık kalarak ve birinci ağızdan ne güzel anlatmış, son sayfaları okuyunca içi burkuluyor insanın. Genç arkadaşlara olanları daha iyi anlamaları için Hem bu kitabı hem de "Deniz: Bir isyancının izleri" kitabını tavsiye ederim. Bir insanın ölmüş olması değildir bence onu öldüren, bir insan asıl unutulunca ölür. Ne mutlu onlara ki hala hatırlanıyorlar.