7 Şubat 2012 Salı

KONUŞUR BİRGÜN




KONUŞUR BİRGÜN



böyle susmaz bu ağaç

yeşerir ince ince

çiçeklenir güzel güzel

meyvalanır tatlı tatlı

her yaprağı bir dil olur dillenir

anlatır gördüklerini

anlatır bir bir

konuşur birgün





bu kaldırım bu bulvar

çözülür birgün dili

bu beton yığıntının

susar mı şu pencere

susar mı duvar

gün olur devran döner

her karışı bir dil olur dillenir

anlatır gördüklerini

anlatır bir bir

konuşur birgün



konuşur dağdaki kuru kengerler

anlatır yazıdaki tek düşmüş ahlat

bırakılmış değirmenler yıkılmış su yolları

karanlık ağızları mağraların

kuytuların tekleme kayaları

şu kerpiç dam

şu küllük

tanıklık eder birgün

anlatır gördüklerini

anlatır bir bir

konuşur birgün



bugün günlerden salı

çarşambası var bunun

cuma susarsa eğer

cumanın ertesi var

hiç bir şey gizlenmedi taa baştan beri

su sustu

rüzgar konuştu

taş sustu

duvar konuştu

çaktılar isa diye bir büyük dönemeci çarmıha

çaktı isa milyonları

yüzyılların çarmıhına

hiçbir şey gizlenmedi taa baştan beri

cellat sustu

ip konuştu





bu zulüm

bu işkence

bu suygun

burda bitmez bu oyun

kapatılmaz defteri hiçbir namussuzluğun

anlatır birgün

anlatır ip

anlatır kurşun

anlatır kırbaç

anlatır bir bir

konuşur birgün ...



Hasan Hüseyin KORKMAZGİL

28 Ocak 2012 Cumartesi

DOSTLUĞUN BİZ SEVGİSİYLE ,GÜLSEN ÖĞRETMENİM



Dostluğun biz sevgisiyle

Toplandık her an burda

Bu sevgi bağı kopmaz hiç

Dağılsak bir gün yurda

Bu güzel günü andıkça

Çarpacak kalbim benim

Bu sevgiyle sonsuza dek

Uzanır sana elim

           Sevgili Öğretmenim (Hasretsenfonileri -Yapraklar) bu şarkıyı anımsadınız değil mi? Kimbilir kaç öğrenciye kaç kez öğrettiniz, söylettiniz. Çok uzun yıllar sonra bu yıl 24 Kasım Öğretmenler Günü ulu çınar bir öğretmenimin ödül töreninde mandolin korosu eşliğinde duydum bu güzel "Dostluk" şarkısını. Ortaokul yıllarıma baktım müzik öğretmenimizin mandolin eşliğinde bize öğrettiği günlere...Sonra siz vardınız aklımda sevgiyle dostluğa  kimbilir ne çok söylediniz ve söylettiniz. Görmüş, yaşamış gibiyim...
 
      "  Dostluğun biz sevgisiyle /Toplandık her an burda "  Yıl 2009 aylardan kasım ayı ; blogcuda bir yıl güzel bir dost çevremiz vardı. Değişikliğe uğrayan blogcuda birbirimizi kaybetmek  üzere iken burada topladınız bizi... O günlerin çoşkusu ile aşağıdaki güzel yorumunuz ne mutlu etmişti bizleri.
"hasretsenfonileri, dedi ki...
sana şevk verdiğime memnunum buraya gelmen için .. inanır mısın bu blogspota gelenlerin hepsinde bu tarz bir emeğim oldu..
Yazılarını değerli bulduğum kalitesine her konuda güvendiğim dostları hele de meslekdaşlarımı buraya toplamak için çırpındım diyebilirim..
Ama sanki öğretmenler odası doluyor gibi arzum ha ne dersin?"
7 Aralık 2009 23:53

       Öğretmenler odamız doldu Sevgili Öğretmenim,öğrencilerimiz çoğaldı sevgi ve dostlukla...Ama siz nasıl oldu ,neden oldu bilemediğim ,anlayamadığım nedenlerden son dersinizi vermek istediniz...Hayır hayır! kabul edemiyorum o son dediğiniz dersi."Dostluğun sevgisiyle toplandık heran burada" bekliyoruz yeni yılın yeni derslerini lütfen.. Sevgili Öğretmenim. Sessizce gelip "kuytular"da şiirlerinizi okuyoruz  ama "Yapraklar"da boynu bükük ,öksüz kalmış dostluğun sevgisiyle bekler dostlar. Umutla ,sevgiyle, hasretle bekliyoruz,bekliyeceğiz. Sizi çok seviyoruz...

Arzu Sarıyer










24 Ocak 2012 Salı

UĞUR MUMCU DİYOR Kİ !



  
    SAYGI VE ÖZLEMLE ANIYORUZ


•Bir kişiye yapılan haksızlık, bütün topluma karşı işlenen bir suçtur.


•Kimi ölüler bize ne kadar yakın Yaşayanların birçoğu ne kadar da ölü.

•Öyleyse vurun, parçalayın! Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar doğacaktır.

•Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz.

•Susanlar da bu insanlık suçlarına katılmış olur. Bu masum insanlar, Yahudi de olur, Arap da, Hıristiyan da. Ölenlerde ırk ve din ayırımı yapılmaz. Ölen insandır.

•Bir ulus, ne kadar okuma-yazma, öğrenme, araştırma eğilimde ise, o kadar sağlam, o kadar hoşgörülü ve demokrat yapıda olur.

•Biz unutkan bir ulusuz. Unutuyoruz olup bitenleri. Unutuyoruz ve oğulları kızları ölen ana babaları, kanlı gözyaşlarıyla baş başa bırakıp gidiyoruz.

•Unutmayalım ki cesur bir kez, korkak bin kez ölür. Önemli olan, insanın böyle bir toplumda "mezar ...taşı" gibi susmamasıdır.

•Evrensel kültürün sanat ve düşün rüzgarları ile Türkiye er geç çağdaş uygarlığa demir atacak.

•Atatürkçülük ne demektir? Atatürkçülük, kısaca ulusal bağımsızlık ve ulusal onur demektir.Atatürkçülük, özetle antiemperyalist bir Kurtuluş Savaşı'nı başlatan ve sürdüren bir eylem ve öğretidir.

•Milliyetçilik, sömürücülerin değil; Mustafa Kemal devrimcilerinin bayrağıdır.

•Kemalizm benim yaşam şeklimdir.

•Türk vatandaşı ; isviçre medeni kanunua göre evlenen,italyan ceza yasasına göre cezalandırılan,alman ceza mahkemeleri usulü yasasına göre yargılanan,fransız idare hukukuna göre idare edilen ve islam hukukuna göre gömülen kişidir.

•Gelecek nesilleri değil, gelecek seçimleri düşünen politikacılarımız bu tablonun ressamlarıdırlar. Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" parolası ile liberalizm, en acı örneğini Türkiye'de vermiştir.

•Temelinde bağımsızlık harcı yatan Cumhuriyetimiz, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra emperyalistlerin ahtapot kollarında teslim edilmiştir. Öyle bir teslimiyettir ki, yer altı zenginliklerimiz çokuluslu şirketlerin emrindedir; öyle bir teslimiyettir ki, petrol, maden ve yabancı sermaye yasaları yabancı uzmanlarca hazırlanmıştır; öyle bir teslimiyettir ki, ülke topraklarının bir bölümü üs adı altında başka devletin genelkurmayına armağan edilmiştir; öyle bir teslimiyettir ki, ordumuzun silahları, araç ve gereçleri okyanus ötesi ülkelerin buyruklarına bağlanmıştır.

•Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi...Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi.

21 Ocak 2012 Cumartesi

GEÇ DE OLSA....NE GÜZEL...




2011 yılında kaldım burada ;bir türlü 2012 ye geçemedim .2012 den merhaba demek bir hayli geçikmeli oldu.Yirmi günlük yeni yıl  ;2011 i aratmıyacak gürültülü, sıkıcı ,kara ve soğuk gündemlerle dolu dolu geçti...geçiyor.

Gri ,kasvetli bu günlerde çok güzel süprizler ne büyük mutluluk veriyor. Sıcacık iç ısıtıyor .Bir aylık geçikmeli de olsa bu mutluluk kaynağını yazıyorum.

Sevgili Blog arkadaşım Leylak Dalı' nın  önderliğinde yeni yıl kart etkinliği ;geçen yıl son anda farketmiş katılamamıştım.Duyup,görünce bu yıl için söz vermiştim.Aralık başında duyurular yapıldı,adres listeleri hazırlandı ve ben de katılmış oldum.Aman ne heyecan ne heyecan...Dile kolay yirmi yıldan beri hiç kimseye kart göndermemişim.En yakınlarımdan   özel günlerde ilgili kartları   alıyordum sadece.Okuma yazma öğrendiğim günden sonra kartlaşma ve mektuplaşma önem verdiğim özelliğimdi bir zamanlar..Nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum Sevgili Leylak Dalı arkadaşıma ;anımsattığı ve organize ettiği için.


Aralık ayı başında  iki kez yeni yıl kartı almak için çarşı dolaştım.Ne yazık ki istediğim gibi kart bulamadım.Çok şaşırdım,sorduğum kırtasiyeciler de şaşırdı.Hiç soran olmuyordu bu da nereden çıktı dercesine. Belki de ben yanlış yerlerde aradım.Tam umutsuzluğa düşmüştüm ki bir kırtasiyede  satıcısının bile unuttuğu kartlar dikkatimi çekti de etkinliğe katılabildim.Yazmak, zarflamak, postaya vermek unutulmaya yüz tutan duyguları tekrar canlandırdı .Posta görevlisi güler yüzlü genç memur kızım sevgi ile aldı ve yolladı kartları.

Yeni yıl kartları gönderirken bana kart gönderen olur mu diye düşündüm ama çok da beklemedim açıkcası.Bu etkinlik benim  blog dünyasında ilk etkinliğimdi ,sonuç ne olursa olsun güzel bir etkinlikti.Gelecek yıllarda sürdürülmesi gereken bir etkinlikti. Bir kaç cümle ;hiç görmediğin,bilmediğin kişlere gidecek,onlardan da sana gelecek...Sihirli sözcük;bunun adı sevgi,dostluk ve mutluluk...

Fotoğrafta  kartlarını görüntülediğim dostlarım ;büyük sevinç ve mutluluk verdiniz,çok teşekkürler.Emeklerinize sağlık,selam ve sevgilerimle sizleri kutluyorum...(Alış tarihi Ecehan'ın kartı dışında 18 ocak 2012 dir. Postaya veriliş tarihinden altı yedi hafta sonra ulaşmıştır...)


31 Aralık 2011 Cumartesi

SAĞLIKLI VE MUTLU YILLAR


GEÇEN YILDA GEÇEN YILI YAŞADINIZ MI?


Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi?

Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?

Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı?

Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?

Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?

Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç?

Ve siz onu hiç kokladınız mı?

Yaz gecelerinde ne kadar çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı?

Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?

Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz?

Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl?

Çimlere uzandığınız oldu mu?

Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?

Hiç taş kaydırdınız mı bu yıl?

Kaç kez kuşlara yem attınız?

Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?

Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz?

Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı?

Kaç kez mektup aldınız bu yıl?

Eski bir dostunuzu aradınız mı bu yıl?

Kimseyle barıştınız mı bu yıl?

Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez fark ettiniz bu yıl?

İyi bir yılın, bunlar gibi bir çok küçük şeylere bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl?

Yeni yılda düşünün..

Yayılın çimenlerin üzerine… Acele edin..

Er ya da geç… Çimenler yayılacak üzerinize…

Jacques PREVERT

 

23 Aralık 2011 Cuma

DEVRİM ŞEHİDİ KUBİLAY


              81.yılında Devrim Şehidi KUBİLAY' A  saygıyla ...


       Adı Mustafa Fehmi Kubilay. Baba adı Hüseyin, ana adı Zeynep. Giritli bir ailenin çocuğu. 1906 doğumlu. Kubilay bir öğretmen. Cumhuriyet öğretmeni. 1930 yılında İzmir'in Menemen İlçesi'nde askerlik görevini yapıyordu. O sırada 24 yaşında. 23 Aralık 1930 günü yürekleri kara, kara eller O'nu şehit etmekle ,ışığını kararttıklarını sandılar....

       KUBİLAY:"Vurulduğumu anlayamadım önce.yere düştüğümde siyah cübbeler,sakallı yüzler,kanlı acımasız yüzler gördüm....Canım yanmıyordu ama yüreğimin her hücresi acı çekiyordu.Alkışları duyordum çünkü. Beni değil yobazları alkışlıyordu kalabalık.bu alkışları hiç unutamıyorum .Bana en acı veren o alkışlardı......"

       Kurtuluş savaşı kazanılalı yedi yıl olmuştu.Kubilay hem subay hem oğretmen olarak genç cumhuriyetin umut ışığı idi. Karanlık bir gecede aydınlığı düşünüyordu...

        KUBİLAY:"Aydınlığı düşünüyordum. Işığın değeri karanlıkta daha iyi anlaşılıyor. Işıklar içinde bir Türkiye düşünüyorum.yolları, evleri, insanların kafası ışık içinde bir Türkiye. Işığın en uzak köylere kadar ulaştığı  bir Türkiye...Herkesin okuyup yazdığı, mutlu olduğu bir ülke..."

       Kubilay bir devrim şehididir. Atatürk devrimlerinin, Cumhuriyet Devrimlerinin ilk şehidi...Savaşlardan ,hukuksuzluğa,yoksunluktan karşı devrimciliğe, yitirdiğimiz gençlerden ilkidir. Bunu tarihin çarklarını geri çevirmeye , aldanış rüzgarlarını bu topraklarda üfürmeye çalışanlar nereden bilsin. Şimdi yolumuzu Kubilay'lar aydınlatıyor desek yobazı , döneği inanamaz ki. Karanlıkta el yordamıyla yol almak varken ışığını nereden görebilsin...

       Kubilay'lar karanlıkta bir ışık olarak yolumuzu aydınlatıyorlar, aydınlatmaya da devam edecekler. Işıktan korkan yarasalar kendi karanlıklarında tarihin çarklarını döndüremiyeceklerdir....

       Kubilay ,kanlı, karanlık bir gecenin ilk yıldızıydı. Tek başınaydı. Oysa yıldızlar tek başına ışımazlar. Yalnız değillerdir , binlerce ,yüzbinlerce ,milyonlarcadır..Bazen görünmezler ama oradadırlar…ışık… ışık…

Arzu Sarıyer

















4 Aralık 2011 Pazar

TARİHTEKİ İLK KADIN EYLEMİ İZMİRLİ KADINLAR


       Tarihte kadınlar tarafından gerçekleştirilen “ilk protesto”nun, 1828 tarihinde İzmir’de yaşandığı ortaya çıktı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’ndeki belgelere göre, ekmek fiyatlarının zamlanmasına büyük tepki gösteren kadınlar, 3 gün boyunca sokakları işgal etti. Bu protesto sonunİzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’ne İlhan Pınar tarafından bağışlanan belgelere göre, Türkiye tarihindeki ilk kadın ayaklanması 1828 yılında, Kadifekale, Tilkilik, Namazgah ve Damlacık gibi Türk mahallelerinden gerçekleşti.

        Kökeni Amazonlara kadar uzanan İzmir kadını, farkını 1828 yılında yaptıkları eylemlerle gösterdi. Belgelere göre, dönemin İzmir Valisi Hasan Paşa tarafından verilen izinle yapılan “ekmek zammı” önce erkekler tarafından protesto edildi ancak sonuç alınmayınca kadınlar çocuklarıyla birlikte sokaklara çıkarak 3 gün boyunca süren protesto gösterileri yaptı. İzmirli kadınların bu protestosu sonrasında ekmek zammı, Hasan Paşa’nın devreye girmesiyle geri alındı.

       O dönemlerde İzmir’de bulunan Avusturya- Macaristan İmparatorluğu’nun elçisi Baron Anton Prokesch von Osten tarafından tanık olunan olaylar, 1934 yılında Avusturya’da yayımlanan “Jahrbücher der Literatür” (Edebiyat yıllığı) isimli derginin 67. ve 68. sayılarında kaleme alındı. İzmir’de bulunduğu dönemde eski Smyrna’yı arkeoloji dünyasına tanıtan Baron Von Osten, kaleme aldığı yazısında, İzmir’de yaşanan kadın eylemlerini olduğu gibi anlatarak, Türk kadınının zam karşısında gösterdiği mücadeleye geniş yer verdi.

       İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Oktay Gökdemir, Osmanlı İmparatorluğu döneminde hak ve özgürlükler adına en büyük adımın Meşrutiyet döneminde atıldığını hatırlatarak, İzmir’in bu anlamda Meşrutiyet’ten de önce harekete geçtiğini söyledi. Oktay Gökdemir, “Her yenilikte öncü olan, Osmanlı ve Türkiye için ilklerin kenti İzmir, bu ayaklanmaya da öncü konumunda. İzmirli kadının kendi hakları için sokaklara çıkması önemli bir demokrasi hareketi. Kökeni Amazonlara dayanan İzmir kadını, farkını 1828 yılındaki protestolarda göstermiş” dedi. Oktay Gökdemir, araştırmacı – yazar İlhan Pınar’ın, “İzmir Toplu Yazıları” eserinin, Şubat ayında İzmir Kent Kitaplığı’ndan çıkacağını da sözlerine ekledi.

http://www.izmirdesanat.org/