8 Temmuz 2014 Salı

Türkiye’nin zeytinliklerinin ölüm fermanına hayır! * İmza // KÖŞE YAZILARI



Bu güzellik yok olmasın !


Zeytin, kültürümüzün, yemeklerimizin, Ege’nin olmazsa olmazı şimdi bu topraklardan göçüp gitmek üzere. Bölgede en büyük zeytin üreticisi olan Türkiye, kendi elleriyle zeytini öldürmeye kalkıyor.
2006 yılından beri defalarca kez denendiği gibi bu kez de zeytincilik ve doğa katledilmek isteniyor. Meclis’e getirilen yasa tasarısı onaylanırsa, ne sofralarda zeytin eskisi gibi olacak, ne de zeytincilik… Barışın sembolü Anadolu topraklarından sökülüp atılacak!
Şimdi, bu kampanyayı imzalayarak yetkililerden zeytinliklerden ellerini çekmelerini ve zeytinin ölüm fermanı anlamına gelen yasa tasarısını iptal etmelerini isteme zamanı!
Eğer yasa tasarısı onaylanırsa, zeytinliklerimiz madencilerin, enerji şirketlerinin, yol müteahidlerinin ve inşaat devlerinin arka bahçesi haline gelecek. Bugün hepimizi besleyen, yüzlerce aileyi doyuran topraklar birer şantiye, zehir depolama sahası olacak.
Yeni yasa, zeytinlikleri bu faciaya açmakla kalmıyor, zeytinliğin tanımını toptan değiştiriyor. Bu tasarıyla, 25 dönümden (25.000 metrekare) küçük zeytinlikler sıradan arazi olarak görülüyor. Türkiye’deki zeytinliklerin ortalama büyüklüğünün  10 dönüm olduğu düşünülürse, yasa tasarısının çaldığı tehlike çanları daha da yakından duyuluyor.
Hep beraber harekete geçerek zeytinlikleri kurtarabilir, tüm Türkiye’nin bu konudan haberdar olup kenetlenmesini sağlayabiliriz. Lütfen kampanyayı imzala, paylaş, duymayan kalmasın.
Umutla,
*change.org/tr yazısıdır

Aşağıdaki linkde  lütfen imzanızı veriniz.

http://www.change.org/tr/kampanyalar/t%C3%BCrkiye-nin-zeytinliklerinin-%C3%B6l%C3%BCm-ferman%C4%B1na-hay%C4%B1r-zeytinhayatt%C4%B1r?share_id=zjEYvVIIqe&utm_campaign=autopub

*Fotoğraf: Arzu Sarıyer ,Nazilli

KÖŞE YAZILAR

S ERDAR KIZIK 08 Temmuz 2014 Salı

Zeytin Ağacı Ölümsüzdür!..


Güneş tepede, hava çok sıcak. 
Yandaki inşaatta çay molası. 
Manisalı inşaat işçisi Teyfik Usta, zeytinin gölgesinde terini kurutuyor Ege’ye karşı. 
Diğerleri gibi, yorgun... 
Bir “merhabayla” oradan buradan, havadan sudan konuştuk, hayatın zorluğundan. 
“Senin iş kolay, değil mi abi?” dedi. 
Düşündüm, ne söylesem... 
Gözlerini toprağa dikti. Yanıt beklemediği belliydi. 
Başı ellerinin arasında, umutsuzbezginkaramsardı Teyfik Usta. 
“Hayal et desen, o da yok” dedi ya, kuytusuna sığındığımız, adalet ve barışın simgesi zeytinin dallarına takıldı gözlerim. 
Sustum. 
Ne adaleti, ne barışı... 
Hayalden bile yoksunsa insan.
***
Mola bitti, işbaşı. 
Zeytinlikte tek başıma kaldım. 
Onun da, doğduğu topraklarda geleceği karanlık, zalimi çok! 
TBMM’de alt komisyonda canına okunuyor zaten. 
AKP iktidarı 5 kez denedi yasa değişikliğini, olmadı!.. Şimdi yeni bir hamle daha. 
Enerji Bakanlığı’nın, zeytinlik alanlara enerji ve maden yatırımı yapılmasının önünü açan yasa tasarısıyla, bileti kesildi kesilecek!.. 
Bu alanlara, enerji ve maden, doğalgaz, petrol işletmeleri gibi kimyevi madde salımı yapan tesisler kurulabilecek! 
Kaygılıyım
Ne olacak acaba gölgesine sığındığım zeytin ağacına? 
Bu, Anadolu’nun bağrından çıkmış, altı bin yıldır insanoğlunun, geçim, beslenme, sağlık ve güzellik kaynağına, Akdeniz uygarlığının simgesine, kutsal ağacakıyacaklar mı? 
Kalbimizin koruyucusu, midemizin dostu, sağlığa yararı tartışmasız, uygarlığın, barışın dostluğun, zaferin, umudun ve adaletin simgesi köklenecek mi? 
Aydınlık, sağlık ve güzellik iksiri tükenecek mi? 
Amaç dışı kullanım ve HES’lerle talan edilen, yok edilen toprak ve su kaynaklarına, zeytinlik alanları da mı ekleyeceksiniz? 
Sıvıyağ ithalatına her yıl 3.5 milyar dolar ödüyor bu ülke oysa. 
Ne 10 milyon insanın geçimini ne de geleceğini düşünen iktidar, bu kadar mıöngörüsüzbilgisiz ve cahil olabilir? 
Ne var ki... 
Altıncı kez deneseniz de boşuna!.. 
Zeytin ağacı ölümsüzdür çünkü...  
Serdar Kızık
**************************************************************************************
Cıvalı Fasulye
(Çiğdem Toker/Cumhuriyet – 9 Temmuz 2014)
Galiba kahvaltıda çeyrek altın yemeyi, yeşil fasulyeyi de cıvayla pişirmeyi düşünüyorlar.
Hadi, canım Ege’nin püfür püfür köylerinde, gölgesinde serinleyecek bir ağaç hayalinin hiç kurulmayışını “fıtrat”tan sayalım… Peki Meclis mesaisine başlamadan önce aldıkları duşun sabunu, şampuanı: O sabunun siyanür; şampuanın bakırla mı üretileceğini sanıyor Komisyon üyesi vekiller? Kim bilir belki de öyledir. Hem öyle öyle düşünmeseler 25 dönümün altındaki zeytinliği zeytinlik olmaktan çıkaran kanun teklifini “torba”ya atarlar; büyükbaş hayvan sokulması yasaklanan zeytinlikleri maden şirketlerine açarlar mıydı…
***
Ege’de miras davalarıyla bölüne bölüne ufalmış zeytinliklerin büyük bölümü zaten 10-15 dönüm… Fakat “iki-üç” kelimelik kalem oynatılarak talana açılan bu kanun teklifi yasalaştığında, ter döke döke ailesinin geçimini sağladığı bilmem kaç yüzyıllık zeytinliğiniz eğer 24 bin 999 metrekareyse artık “zeytinlik” olmaktan çıkıyor.
İşin Türkçesi ise şu: Köylüyü kendi toprağından uzaklaştıracak, yabancılaştıracak bu teklifte; 25 dönümün altındaki zeytinliği zeytinlik olmaktan çıkarmak; maden şirketlerinin makine parkına yer açmak anlamına geliyor.
***
Bu Komisyon’a iyi bakın. Ülke topraklarının her gün yeni bir talanla kurutulmasında, “havuzcu” işadamlarının affedilmesinde, belediye taşınmazlarının Erdoğan ailesinin vakfı TÜRGEV’e devredilmesinde, Sarraf’ın mal varlığına tedbir konulmasını kısıtlayarak aklanmasında, özelleştirme devirlerinde yargı kararlarının geçersiz sayılmasında, Hızlı Tren projelerine para bulamayan Cengiz İnşaat’a borçlu çıkmamızda, hep bu Komisyon üyesi vekillerin imzaları var.
Adı Plan Bütçe Komisyonu.
Millet iradesinin tecelli ettiği “Yüce Meclis”in bir numaralı “İhtisas Komisyonu”, bugünlerde fiilen Başbakan talimatlarına göre iş yapan bir “aracı kurum”a dönüştü. Hukuku ayakbağı olarak gören rant ve inşaat tutkunu şirketlerin, önüne çıkan bir kanun maddesi mi var? Hop, ilgili bakanlığa bir dilekçe. Oradan Komisyon’a bir kanun teklifi.
Sonra ekle “torba kanun”a…
***
İçine her gün ilgisiz maddeler sıkıştırılan Torba Kanun, 200 maddeye ulaşarak “Obez Kanun”a dönüştü. Başbakan Erdoğan dün grup toplantısında “Milletin beklediği yasalar”dan söz ediyordu. Zeytinciliği, zeytin köylülerini öldürecek bu kanun teklifinin, Başbakan’ın “sahiller” diye ötekileştirdiği, partisine az oy çıkan Ege yöresini ilgilendirmesi şüphesiz bir rastlantıdır. Rantçı madencinin insanlık dışı koşullarda çalıştırdığı ve en az 301 işçinin öldüğü “Soma Katliamı”yla yola çıkan kanunun, dönüp dolaşıp yine madencilerin emrine girmesinin rastlantı oluşu gibi tıpkı.
Cıvalı zeytin çağına hoş geldiniz.

*********************************************************************************************

Zeytine Kıyanların Tuttuğu Altın Olsun!
MUSTAFA BALBAY 10 Temmuz 2014 Perşembe

CUMHURİYET


Anadolu’da bir söz vardır; üzüm çubuğunu çocuğun için, zeytin ağacını torunun için dik, diye. 
Çünkü zeytin öylesine uzun ömürlüdür. Zeytin fidanını dikersiniz, 5. yıl ürün vermeye başlar. 15. yılda verimi ikiye katlanır. Ama asıl ürün artışı 25. yıldan sonradır. 
Devamında ucu açık. 100 yaşını geçmiş nice verimli zeytin ağacı vardır. 
Yazı aramızda, ben de zeytinin en çok gövdesini severim. Her biri ötekiyle yarışan heykel gibidir. Hangi yönden baksanız kafanızda ayrı bir yansıma oluşur. Resim yapma yeteneğim olsa, zeytin gövdeleri ressamı olmak isterdim. 
Türkiye zeytinin başlıca anavatanı. Zeytin varlığımız 170 milyon ağaca yaklaşıyor. Bu rakamla dünya dördüncüsüyüz. Zeytin, zeytinyağı tüketiminde ise yerimiz ilk 15 ülkeden sonra geliyor. 
Sağlık, bereket, barış, ölümsüzlük sembolü zeytin ülkemizde 500 bini aşkın ailenin de geçim kaynağı.
***
Zeytin ağaçları bugünlerde Meclis gündeminde. Tabii ki hayırlı bir durum için değil. Zaten tarımla ilgili olup, hayırlı olan bir şey iktidar tarafından Meclis’e getirilir mi? 
Daha önce 5 kez Meclis gündemine gelmiş, her seferinde reddedilmiş bir yasa taslağı 6. kez ısıtılıyor. 
Özeti şu: 
25 dekardan küçük olan zeytin alanları her türlü kamu ve enerji yatırımının yanı sıra maden işletmeciliğine de açılacak. 
Mevcut 3573 sayılı Zeytin Yasası’na göre zeytin alanlarına 3 kilometre mesafede bu ürüne zarar verecek, tozlanmaya, kirlenmeye neden olacak bir yatırım yapılamıyor. Bu hüküm hükümet tarafından gerektikçe deliniyor. Zehirli sözcük haline getirilen “kamu yararı” dikkate alınarak başta yol yapımı olmak üzere pek çok nedenle zeytinlikler tehdit altında. Örneğin İstanbul-İzmir otoyolunun sadece Gemlik-Orhangazi arasındaki bölümünde 140 bine yakın ağaç kesildi. 
Son değişikliğin başlıca nedeni zeytinlikleri madenlere açmak. Bunu Maden Yasası’nda denediler olmadı. Şimdi Zeytin Yasası’nda bir kez daha deniyorlar. 
25 dekardan düşük zeytinliklerde madenciliğe izin vermek neredeyse tüm zeytinliklerin korumasız hale gelmesi demek. Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’le konuştuk; Türkiye’de zeytinliklerin ortalama büyüklüğü 12 dekar. 
Avrupa Birliği (AB) standartlarına göre 1 dekarlık alan zeytinlik sayılıyor. 
Zeytinle ilgili yasanın Tarım Komisyonu’nda görüşülmesi gerekirken hükümet bunu Sanayi Komisyonu’na gönderdi. 25 Temmuz’a dek apar topar çıkarılacak torbanın içine bunu da koyma hevesi var. Hükümet işi bir yönetmelikle bitirmek istemişti, Danıştay’dan dönünce şimdi yasasına uydurmaya çalışıyor.
***
Doğayla madenler arasında bir karşılaştırma gündeme geldiğinde benim aklıma ilk, ezeli bir anlatım gelir. 
Memleketin birinde ülkenin tek hâkimi sultan bir türlü doymak bilmezmiş. Dünyanın en zengin yöneticilerinden biri olduğu halde sahip olduğu hiçbir şey ona yetmezmiş. Sonunda bir dilek yerine getiricisi bulmuşlar, ondan ne dilerse olacağını söylemişler. Sultan şaşırmış, “Örneğin, tuttuğum her şeyin altın olmasını istersem, olacak mı”diye sormuş. 
Evet karşılığını alınca, “Peki o zaman, tuttuğum her şey altın olsun” demiş. 
Öyle de olmuş... Bizimki yolda taşı tutuyor, altın, ağaca dokunuyor, altın. Su kovasına elini sokuyor, silme altın. 
Sevinçten havalara uçuyor. “Artık benden zengin kimse olmayacak” diye naralar atıyor. 
Aradan saatler geçiyor. Bizimki acıkıyor; ekmeği tutuyor, altına dönüşüyor. Elini suya götürüyor, altına dönüşüyor. Sultan bir süre sonra açlıktan, susuzluktan kıvranıyor. 
Zeytine kıyanların, tuttuğu altın olsun!

Mustafa Balbay

4 yorum:

Ilhan Ucer dedi ki...

Ben imzalamıştım zaten. Anlamıyorum bu adamların akli selim danışmanları, eşleri, dostları yok mudur ya? sadece etraflarındaki yalakaların sözünü mü dinliyorlar. Çok yazık gerçekten güzelim ülkeyi beton yığını haline getirdiler.

Arzu Sarıyer dedi ki...

Teşekkürler İlhan Bey ,eşleri dostları da yalakalarından geri kalmıyorlardır.Başka türlü nasıl eş dost olsunlar ki...

Mahmutun güncesi dedi ki...

Bir arada vermeniz ne iyi olmuş?

Arzu Sarıyer dedi ki...

Çok teşekkürler Mahmut Bey ,gözüme ilişenleri bir araya getirdim.selamlar.