5 Mart 2010 Cuma

DÜŞÜNEN KADIN


8 Aralık 1864 yılında doğan Fransız heykeltraş ve grafik sanatçısı Camille Claudel. Auguste Rodin ile yaşadığı fırtınalı beraberliğin ardından ölünceye kadar akıl hastanesinde kapalı kaldı
François-Auguste Rodin, (1840 Paris - 24 Kasım, 1917) Fransız Heykeltraş.



                                             Düşünen Adam


      Bu başlık yazısı hocaların hocası Ordinaryüs Prof Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nun bir makalesinin yazı başlığıdır. Ben İlhan Selcuk’un köşe yazısında okudum. Uzun uzun düşündüm, düşünen kadın olmaya çalıştım. Konu Rodin, Düşünen Adam ve düşünen kadın yontusu.

“      Rodin Müzesi’ni ilk ziyaretimden beri hep düşünmüşümdür: Bu büyük sanatçı niçin bir düşünen adam heykeli yaratmıştır da düşünen kadın yontusu yapmayı aklına getirmemiştir! Acaba filozoflar hep erkekler arasından çıkmış da ondan mı? Oysa Rodin’in bu heykelinde hiç de klasik filozof tipi fizyonomisi yok. Başının biçimi, geniş omuzları kol ve ayak kaslarıyla daha çok bir madenciye benziyor. Maden işçisi düşünmez mi? Elini çenesine koyup gözlerini bir yere dikerek düşünceye dalmaz mı? Elbette dalar. O halde Rodin, o ünlü Düşünen Adam’ını yaratırken ayrım yapmamış bu yontuyu düşünen her erkeği simgelemek, canlandırmak için yaratmış.”
       Ve makalesinde soruyor: ”Peki kadın düşünmez mi? Elbette düşünür. O halde bugüne değin düşünen kadın adında bir yontunun yapılmamış olması iki nedene bağlanabilir. Birincisi bütün dünyada hâlâ erkek egemenliğinin sürmesi ve bütün simgelerin erkeklere göre ayarlanması, ikincisi de bir “Düşünen Kadın” yontusunu yaratacak yontucunun henüz yetişmemiş olması”
       Bu makalede Ordinaryüs Prof Hıfzı Veldet Velidedeoğlu iki önemli konuda düşüncesini belirtiyor. Bir “Düşünen Adam” heykelini emekçiye benzetmesi, iki “Düşünen Kadın” yontusunun neden yapılmağının sorgulanması. Sanat eserleri, izleyenlerin dünya görüşüne, bilgi düzeyine göre yorumlanır. Velidedeoğlu “Düşünen Adam”ı emekçiye benzetmekle devrimci görüşünü sergiliyor. Düşünen kadın yontusu düşüncesi de kadın erkek eşitliğini vurgulaması da bu dünya görüşüyle bütünleşiyor.

      (Rodin düşünen Adam Yontusunu tek bir yontu olarak yapmamıştır. Dante'nin İlahi Komedya’sından esinlendiği “Cehennem Kapısı” üzerinde 10 yıl boyunca çalışmıştı. Kapının üzerindeki 200 figürü tek tek, birbirinden bağımsız ele almıştı. Bu eserde “Düşünen Adam” kapının en tepesinde yapılmıştır. Rodin sanat dehasına sahip olduğu gibi düşün adamıdır da. Dante’nin etkisinde kalmıştır. Düşünen Adam yontusunda da onu anlatmak istemiştir. Biz de sadece Cehennem Kapısı kompozisyonundan “Düşünen Adam” yontusunun kopyasını alıp Bakırköy Akıl Hastanesi önene diktirmişiz. 1953 den beri tartışır dururuz. Nedenini ben de anlamamışımdır.)

      Parantez içinde kısa anımsatmadan sonra düşündüğüm konuya dönüyorum: “Bu büyük sanatçı niçin bir düşünen adam heykeli yaratmıştır da düşünen kadın yontusu yapmayı aklına getirmemiştir? ” sorusuna takılıp düşünürken ister istemez Rodini’in sanat hayatında kadınların varlığını düşündüm. Rodin’in hayatı ile ilgili bir şeyler okuduğunuzda ismini sık sık göreceğiniz bir kadın Camille Claudel. Rodin, kendisi gibi yontucu olan Claudel ile çok uzun zaman birlikte yaşamış ve ikisi birbirlerinden sanatsal anlamda çok etkilenmişler. Rodin’in pek çok eserine Claudel’in ilham vermiş olduğu söylendiğini okursunuz. ''Cehennemin Kapıları'' eserinde Camille'in etkisi açıkça gözlenen eserin büyük çoğunluğunun Camille'ye ait olduğu rivayet ediliyor. ''Cehennemin Kapıları'' ilk değildir tabi. Rodin,in sanatçının birçok eserini sahiplenmiş olduğu da görülüyor. Bu süre zarfında yeteneği Rodin'den çok daha üstün olmasına rağmen hep onun gölgesi altında kalmış olan Camille, ünlü sanat eleştirmeni Octave Mirbeau'nun da dediği gibi “kadın bir dahi”ydi. Eserleri büyük hayranlık toplamıştı. Camille'den ayrılmasına, rağmen Rodin şöyle der: ''Ona altını nerede bulacağını söyledim. Ama bulduğu altın kendi içindeydi.”

      Şimdi soruyorum bu kısa bilgiden yola çıkarak Rodin “Düşünen Kadın” yontusu yapabilir miydi? Rodin’ i burada sorgulamak gibi bir düşüncem yok. 19.yüzyılda bu düşünülemezdi. Kadının erkekten daha yetenekli olması, dâhi olması kabul görmezdi. Camille Claudel, akıl sağlığını bu yüzden mi kaybetti? Son otuz yılı akıl hastanesinde acılar içinde geçirmiştir. 1943 de yalnız başına ölmüştür. Kardeşi Paul'a yazdığı mektupta hastanede oluşuyla ilgili şunları yazdı: ''Akıl Hastanesi! Evim diyebileceğim bir yere sahip olma hakkım bile yok! Onların keyfine kalmış işim! Bu, kadının sömürülmesi, sanatçının ölesiye ezilmesi... Mahsus kaçırdılar beni, onlara tıkıldığım yerde fikir vereyim diye, yaratıcılıklarının ne kadar sınırlı olduğunu biliyorlar çünkü. Kurtların kemirdiği bir lahana gibiyim şimdi, yeni filizlenen her yaprağımı büyük bir oburlukla mideye indiriyorlar.” Bu sözler düşündürmez mi kadınları?

      Yukarıda belirttiğim makalenin yazılması üzerinden otuz yıl geçmiş, “Düşünen Adam” yontusunun yontusunun üzerinden yüzyıldan çok zaman geçmiş hâlâ “Düşünen Kadın” yontusu yontulmamış. Erkek egemenliğinin sürdüğü bir gerçek. Bu durumda erkek bir yontucudan bunu ne kadar bekleyebiliriz. Emek, düşün, eşitlik mücadelesini veren kadın, yine kadın sanatçının elinde yontulup “Düşünen Kadın” yontusunu kendi yaratacaktır.
      Her “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü”nde kadın emeğini düşünürken, bu yıl 8 Martta “Düşünen Kadın” yontusunu düşleyeceğim. Elinde gül ve ekmek tutan “Emekçi Kadın”ı…


Arzu Sarıyer

11 yorum:

Guven dedi ki...

Dünya Emekçi kadınlar gününe çok güzel bir hediye olmuş. Düşünen Kadın heykelini düşledim ve güzelikten ürktüm adeta. Ne hoş, ne güzel olurdu...

Sevgiler dostum, kalemine o incecik ruhuna sağlık.

gökçe7 dedi ki...

Çok teşekkürler Güven Benden de sevgiler,selamlar.

Hamiyet Akan dedi ki...

Hani bir söz vardır; "Her güçlü, başarılı erkeğin ardında bir kadın vardır" der, buna ek olarak diyorum ki her ezilen güçsüzleşen kadının ardında da bir erkek vardır. Tüm erkekleri kastetmiyorum elbet içinde istisnalar var ama çoğunluk olarak böyle ve hâlâ dediğiniz gibi erkek egemenliği hüküm sürüyor.

İnsan yazıyı okurken hemen “Düşünen Kadın” yontusunu düşlüyor.

Güzel bir yazı hem de çok güzel... Bizimle paylaştığınız için teşekkürler...

Sevgi ve muhabbetlerimle...

bilge dedi ki...

aslında biz kadınlar daha bir ince düşünürüz o inceliği hangi erkek algıyabilirki sevgili gökçe ince düşüncelerimizin derinliğini nasıl vurgulayacaktı eserinde bende bunu düşünmüşümdür hep bu düşünen adam heykelini görünce ..sevgi ve dostlukla...

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Kadınlar gününüz kutlu olsun. Herkes için özellikle kadınlar için daha güzel günlerin gelmesini diliyorum..

ramazan dedi ki...

Düşünmek yasakkkk...

bilge dedi ki...

güzel anlamlı bir yazı tam da gününe göre paylaşımın için teşekkürler günümüz kutlu olsun sevgiler...

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Gökçeciğim,Camille'nin hastaneden oğlan kardeşine yazdığı mektup içimi acıttı. Çok güzel yazılmış,düşündüren yazın için teşekkürler.
Sevgilerimle.

suskunbiradam dedi ki...

Sayfaları ziyaretlere başladım uzun bir aradan sonra.

Selamlarımı bırakıyorum...

gökçe7 dedi ki...

Sevgili Dostlarım yorumlarınız için çok teşekkürler.Bir süre bilgisayardan uzak olduğumdan geç yayınlamış oldum,özür diliyorum.Selam ve sevgilerimle.

alizafersapci dedi ki...

Bloğunuzu geç bulduğum için ancak şimdi bakabildim. Teşekkürler.