20 Mayıs 2013 Pazartesi

KARAGÜN DOSTU


Karagün Dostu

biliyorum
matarada su
torbada ekmek
ve kemerde kurşun değil şiir
ama yine de
matarasında su
torbasında ekmek
ve kemerinde kurşun kalmamışları
ayakta tutabilir

biliyorum
şiirle şarkıyla olacak iş değil bu
dalda narı
tarlada ekini kızartmaz güvercin gurultusu
ama yine de
diler arasında bıçak gibi parlar kavgada
şiirin doğrultusu

göz güzü görmez olmuş
tek bir ışık bile yok
yürek bir yaralı şahindir
döner boşlukta
belki bir şiir
belki bir şiir kırıntısı
çalar kapımızı umutsuz karanlıkta
yoklar yüreğimizi
iğilir yaramıza
dağıtır korkumuzu
ve karşı tepelerden
gürül gürül bir kalk borusu
HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL


6 Mayıs 2013 Pazartesi

ÜÇ FİDAN ÜÇ ŞİİR




Asılmış bir al umuttan
Karagücün korku dalında
Şu can topraktaki üç fidan ölü.
Ve artık ölmezliğin son boyutundan
Göverir yeşil bahar yağmurlarında
Denizgülü, Yusufgülü, Hüseyingülü.

Ölümdür kimileyin kavganın tek ödülü.

Kançiçeği sökünü arkalarından...
Açmış böğrünü, hepsine ana sıcaklığında
Devrimin kankalesi Karşıyaka gömütlüğü.
Ve gençlik günlerine doymamışlık dağından
Bakar, alınlar mavide ve göğüs hep namluda
Gezmişgülü, Aslangülü, İnangülü.

İnanç bir deliçay ki yeşertir bir gün çölü.

Karşıyakanın üç gülü
Yürek dalıma gömülü
Karşıyakanın üç gülü
Tüm kançiçekleriyle
Göz pınarıma gömülü...

TAHSİN SARAÇ / KARŞIYAKA'NIN ÜÇ GÜLÜ


"elbet bir bildiği var bu çocukların
kolay değil öyle genç ölmek
yeşil bir yaprak gibi yüreği
koparıp ateşe atmak
pek öyle kolay değil
hem öyle bir ağaç ki şu yaşamak denilen şey
her bahar yeniden yeniden tomurcuklanır da
yalnız bir bahar çiçeklenir..."
Hasan Hüseyin KORKMAZGİL

PENCEREMDE ÜÇ GÜNEŞ / 1972

penceremde üç güneş
üç yiğit delikanlı
yürekleri umutlu
yürekleri sabırlı

penceremde üç güneş
birisi üzüm saçlı
birisi altın ışık
birisi kor bakışlı
penceremde üç güneş
üç yiğit delikanlı
uzanmışlar toprağa
ölüm bile kahırlı

penceremde üç güneş
üç acılı genç yürek
ölümün ötesinden
savunuyor hayatı

Ayten Mutlu-



1 Mayıs 2013 Çarşamba

1 Mayıs






KIRLARA BAHAR YETMİYOR 

Herkes kendince seviyor baharı,
Kimi ufuklarda yaşamı karşılıyor,
Kimi bakışlarda yeni başlayan aşkları,
Ey yasa bürünen mayıs sabahları,
Kimler onarıyor şimdi,
Dallarda dağılan kuşsuz yuvaları?

Yapraklar üstünde yanan gözyaşları,
Tutulan yasın gizli sözleri,
Damlalar,
Yine tan vakti analar mı ağlıyor?

Ben bu baharlara bahar diyemem,
Dersem şivan düşer bahçelere,
Nerde yaşamın o fidan coşkuları,
Aşkın gelincik yangınları sevgiler?
Kırlara bahar yetmiyor ne yapsak,
Kara haberlerle soluyor güller.

Kim kimden alınıyor bu topraklarda?
Bu topraksa, tohumu biz,
Her bahar boy verip yeşermişiz,
Şu çiçeklerse gözlerimiz,
Gizli gizli açılıp sevinmişiz.
Siz bu sevinmeyi yaşayabilir misiniz?
Geleceği besleyen emeğin sabrını,
Bir suyun akışında bulabilir misiniz?
Ve karanlığın ihanetine karşı,
Tetikte nöbetçi bütün sabahları
Ölürcesine sevebilir misiniz?
Siz bu sevdayı öldürebilir misiniz?

Adnan Yücel